Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Langerhans Hücreli Histiyositoz (LHH)7 min read

Langerhans Hücreleri vücudumuz da fagositoz işlevini üstlenerek virüs, bakteri, mantar gibi vücuda giren işgalcilere karşı koruma görevini yapan, bağışıklık sisteminin önemli elamanlarından biridir. Bu hücreler vücudumuzda özellikle ciltte, lenf bezlerinde, dalakta, kemik iliğinde akciğerlerde bulunurlar.

Langerhans hücreleri anormal şekilde çoğalarak özellikle kemiklerde, akciğerlerde ve karaciğerde doku hasarlarına ve tahriplere neden olurlar. Bu oluşan rahatsızlıkların tanımı üzerine “Histiyositoz X” olarak tanımlanan hastalık, 1985 yılından itibaren rahatsızlıkların Langerhans Hücrelerinden kaynaklı olduğu anlaşıldıktan sonra Langerhans Hücreli Histiyositoz (LHH) olarak Tıp literatüründe anılmaya başlamıştır.

Langerhans hücreli Histiyositoz(LHH) yeni doğan döneminden geç yaşlara kadar herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. En sık 1-3 yaşlar arasında görülmektedir. Erkekler kızlara göre daha çok etkilenmektedir. Yaş dağılımı klinik tiplere göre değişkenlik göstermekle birlikte bütün tipler çocuklarda erişkinlere göre daha sık görülmektedir. Büyük çocuklarda genellikle, kemik tutulumu ile lokal şişlik, ağrı ve fonksiyon bozukluğunun eşlik ettiği lokalize olarak adlandırılan tip görülür. İki yaş altı çocuklarda ise ağrı huzursuzluk, deri döküntüsü, kilo kaybı, büyüme geriliği ve ateş gibi genel semptomların izlendiği, organ disfonksiyonunun eşlik ettiği sistemik tip görülmektedir. İstatistiksel verilere göre her 250 bin çocuktan birinde ve 1 milyon yetişkin den birinde LHH görülmektedir.

LHH Sebepleri

Günümüz araştırmalarında hastalığın etiyolojisi tam olarak aydınlatılmasa da laboratuvar ve klinik çalışmalarında Langerhans hücre histiyositoz lezyonlarında makrofajlar, lenfositler, eozinofiller gibi bağışıklık sistemi hücrelerinin varlığı hastalığın temelinde bağışıklık sistemi disfonksiyonundan kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Yine hastalığın dış etkenlere karşı gelişen reaktif bir olay mı yoksa kanserojenik bir olay mı olduğu halen tartışılmaktadır.

Histiyositik bozuklukların sınıflandırılması 3 ayrı grupta incelenmektedir.

Sınıf 1 – Dendritik hücre ilişkili bozukluklar

  • Langerhans hücreli histiyositoz
  • Sekonder dendritik hücre olayları
  • Juvenil ksantogranüloma
  • Soliter dendritik histiyositomlar

Sınıf 2 – Makrofaj ilişkili bozukluklar

  • Hemofagositik sendromlar
  • Primer: familyal, sporadik
  • Sekonder: enfeksiyonla ilişkili, malignansi ilişkili, diğerleri
  • Rosai-Dorfman Hastalığı (masif lenfadenopati ile giden sinüs histiyositozu)
  • Soliter makrofaj histiyositomlar

Sınıf 3 – Malign bozukluklar

  • Monosit ilişkili
  • Lösemiler
    • Monositik lösemi M5A ve B
    • Akut myelomonositik lösemi M4
    • Kronik myelomonositik lösemi
  • Ekstramedüller monositik tümör veya sarkom
  • Dendritik hücre ilişkili histiyositik sarkom
  • Makrofaj ilişkili histiyositik sarkom

LHH Belirtileri

LHH Klinik bulgular tutulduğu organ ve etkilenme derecesine göre farklılar gösterir. Hastalığın tutulum sistem sayısına göre Lokalize ve Sistemik tip olarak sınıflandırılır.

Lokalize hastalık

  • Tek bölge:  
    • Tek kemik lezyonu
    • İzole cilt hastalığı
    • Sadece lenf nodu tutulumu
  • Çok bölge:   
    • Çoklu kemik lezyonları
    • Çoklu lenf nodu tutulumu

Sistemik hastalık

  • Çoklu organ tutulumu (organ disfonksiyonu olan/olmayan)

Büyük çocuklarda genellikle, kemik tutulumu ile lokal şişlik, ağrı ve fonksiyon bozukluğunun eşlik ettiği lokalize olarak adlandırılan tip görülür. İki yaş altı çocuklarda ise ağrı huzursuzluk, deri döküntüsü, kilo kaybı, büyüme geriliği ve ateş gibi genel semptomların izlendiği, organ disfonksiyonunun eşlik ettiği sistemik tip görülmektedir.

Kemik ve yumuşak doku tutulumu : Mastoid kemik tutulumuna bağlı mastoidit,Periorbital tutuluma bağlı propitozis,Vertebra tutulumuna bağlı çökme kırıkları görülebilmektedir

Cilt Tutulumu: Döküntüler sıklıkla gövde, karın, saçlı deride görülen kabuklu, kahve renkli-pembe papüler lezyonlar şeklindedir. Seboreik veya Atopik dermatite benzemektedir.

Lenf Nodu Tutulumu: Sıklıkla, servikal, mediastinal ve abdominal lenf nodları etkilenerek bazen ciddi boyutlara ulaşırlar.

Kemik iliği Tutulumu:Langerhans hücreleri kemik iliğinde bulunmamaktadır fakat sistemik hastalıkta LHH ve hemofagositik makrofajların difüzinfiltrasyonu görülebilmektedir.

Karaciğer ve Dalak Tutulumu:Hepatosplenomegali görüle bilmektedir.

Akciğer Tutulumu: Akciğer tutulumu özellikle erişkinlerde izole olarak görülebilirken, çocuklarda çoğunlukla sistemik hastalığın bir parçasıdır. Hastalık bazen, akciğer grafisinde tesadüfen saptanan mikro nodüler granülomlara bağlı olarak ortaya çıkan interstisyel infiltrasyonla da tanı alabilir.

Gastorintesitinal Sistem Tutulumu: Mukoza tutulumu, yanak mukozası, damak, diş etleri, anal ve perianal bölge ile vulvar ve vajinal bölgede görülür. Lokalize veya yaygın lezyonlar,  ülserasyona ve kanamaya meyilli beyazımsı granülamatoz plaklar şeklindedir.

Endokrin Sistem Tutulumu:Poliüri ve Polidipsi çocuklarda mutlaka LHH açısından araştırmak gereklidir. Diyabet (Dİ) LHH için en sık rastlanan endokrin disfonksiyondur. Kafatasını tutan kemik hastalıkları veya sistemik hastalıklar ile birlikte görülür. Büyüme gelişme geriliği LHH da en sık rastlanan bulgulardandır. Büyüme hormonu eksikliği, hipogonadizm, hiperprolaktinemi, bağırsak tutulumuna bağlı malabsorbsiyon, vertebra çökmesi, uzamış steroid tedavisi ve sürekli sitokin salınımı büyüme geriliğine neden olan faktörlerdir.

LHH direkt olarak tiroit bezi infiltrasyonu sonucu tiroit hormon eksikliği görüle bilmektedir.

Santral Sinir Sistemi Tutulumu:En sık etkilenen yerler sırası› ile serebellum, pons, serebral hemisferler, koroid plexus, bazal ganglionlar,  spinal kord,  optik traktus ve sinirlerdir. Tutulum nadir görülmektedir.

LHH Tanısı:

Hastalığın tanısında hasta öyküsü ve hastalık bulgularının LHH ile ilişkilendirilmesi çok önemlidir. Hastalığın belirtilerin birçok hastalığa benzerlik göstermesi LHH tanısının konulmasını zorlaştırmaktadır. Direk akciğer grafisi, Tomografi, PET, MRG gibi yardımcı tetkiklerden elde edilen verileri değerlendirilerek LHH düşünülen vakalarda kesin tanı koymak için biyopsi yardımıyla alınan doku örneklerinde tipik Histopatolojik bulguların görülmesi ile elektron mikroskobunda Birbeck granüllerinin tanımlanması veya CD1a pozitif hücrelerinin gösterilmesi gerekmektedir.

Langerhans hücreli Histiyositoz da Raney evrelendirilmesi kullanılmaktadır.

  • Grup 1A (Lokalize hastalık)1

Tek kemik lezyonu ve/veya yumuşak doku lezyonu veya bölgesel lenf nodu tutulumu

  • Grup 1B (multifokal hastalık)

İki veya daha fazla kemik lezyonu veya yumuşak doku lezyonu ve/veya deri döküntüsü, diabetes insipitus

  • Grup 2

Organ disfonksiyonu ile birlikte olan sistemik hastalık

LHH Tedavisi

Lokalize Hastalık Tedavisi: Hastalığın izole tek kemik tutulum gösteren tipinde tanı için alınan biyopsi örneğinin alınması sırasında küretaj (lezyonun bulunduğu alandan alınması) tedavisi uygulana bilir. Bunun yanında steroid enjeksiyonları tedavi olarak kullanılmaktadır. Radyo terapi küretaj ve steroid kullanımının mümkün olmadığı alanlarda uygulanmaktadır. Tek cilt lezyonunda tropikal steroid kullanımı başarılı olmaktadır.

Sistemik Hastalık Tedavisi: Hastalığın sistemik olarak etkilendiği çoklu organ tutulumlarında tedaviye cevap lokalize tipe göre yanıtsızdır. Bu yüzden yüksek doz steroid tedavileri ve kanser ilaçları ile birlikte kullanarak tedavi planı uygulanmaktadır. Tedavide Kemik iliği nakli de kullanılsa da otoimmun sistemi tamamı ile sıfırlamak gerektiği için en son tercih edilen tedavi yöntemidir.

Alıntı yapılan Makale:

  • KLİNİK GELİŞİM DERGİSİ CİLT 20 SAYI 2 BEGÜL YAĞCI – ALİ VARAN
  • 1
  •  
  •  
  • 1
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    3
    Shares

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir