Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Pnömotoraks6 min read

Pnömotoraks; akciğer ile akciğeri kaplayan plevral zar arasında hava birikmesi sonucu artan nefes darlığı ile kendini gösteren ciddi bir durumdur.

Akciğer kanı oksijen ile buluşturarak organizmanın gerek duyduğu oksijenin transferinde rol oynayan bir organdır. Göğüs kafesi içinde akciğerler, plevra olarak adlandırılan iki tabaka şeklinde ince zarlarla örtülü bir yapıda durmaktadır. Bu zarlar arasında akciğerin solunum işlemi sırasında hareketini kolaylaştırmak için kaygan bir sıvı yer almaktadır. Bu iki zar arasında kalan bölgeye plevral boşluk denilmektedir. Bu boşluk hiçbir şekilde içerden veya dışarıdan havaya maruz kalmayan bir bölgedir. Plevral boşluğun çeşitli faktörler doğrultusunda hava ile buluşması sonucu akciğerin basınç etkisi ile büzüşmesi durumuna pnömotoraks denilmektedir.

Pnömotoraks Sınıflandırılması:

  • Spontan Pnömotoraks
    • Primer Spontan Pnömotoraks
    • Sekonder Spontan Pnömotoraks
    • Neonatal Pnömotoraks
  • Kazanılmış Pnömotoraks
    • Travmatik Pnömotoraks
    • İyatrojenik Pnömotoraks
    • Gerilim Pnömotoraks

Spontan Pnömotoraks:

Primer Spontan Pnömotoraks:

Herhangi bir hastalık olmaksızın kendiliğinden gelişen pnömotoraks durumudur. Bu oluşum daha çok fiziksel faktörler doğrultusunda meydana gelmektedir. Primer spontan pnömotoraksın en sık nedeni alt plevral alanda yerleşen bül ve/veya bleb olarak adlandırılan hava keseciklerinin patlaması sonucu, plevral alanın hava ile dolmasıdır. Bu bleblerin oluşmasına neden olarak birçok teorik düşünceler vardır. Başlıcaları;

  1. Genellikle uzun boylu veya uzun sure ayakta duran insanlarda plevra üst veya alt bölgelerinde gerçekleşen negatif basınç azalması ile oluşan yırtılmalar sonucu meydana gelen pnömotoraks
  2. Sigara kullanımı altyapısında gerçekleşen akciğer zarındaki elastik liflerin işlevini yitirerek plevra zarı üzerinde hava kabarcıklarının olması ve bu hava kabarcıklarının atmosfer basıncı farklılıkları ile patlaması sonucu pnömotoraks gelişimi

Sekonder Spontan Pnömotoraks:

Alta yatan herhangi bir hastalık zemininde plevral alana hava dolması durumudur. Bu hastalıklar genellikle dolaylı olarak akciğeri etkileyerek pnömotoraks gelişimine sebep olmaktadır. En sık Sekonder pnömotoraks gelişimine KOAH(Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) neden olmak ile birlikte pulmoner tüberküloz da Sekonder pnömotoraks gelişiminde rol oynamaktadır.

Sekonder Spontan pnömotoraksın oluşmasında rol oynayan başlıca hastalıklar: Büllöz hastalıklar (KOAH vb.),Astım, Özofagus spontan rüptürleri, Marfan sendromu, Eozinofilik Granüloma, Pnömosistis Karini enfeksiyonu (AİDS), Sekonder metastaz kanserler, Akciğer kanseri, Akciğer apsesi oluşturulan pnömoniler, Kistik fibrozis, Lenfanjioleiomatozis, Alfa1 antitripsin eksikliği.

Neonatal Pnömotoraks:

Neonatal pnömotoraks, çoğunlukla erkek çocuklarda gerçekleşmekte olup genellikle zor doğumlarda gelişen mekonyum aspirasyonu zemininde meydana gelmektedir. Burada aspire edilen materyal solunum işlevi ile basınç değişikliği oluşturmakta ve pnömotoraks gelişe bilmektedir. Daha nadir mekanik faktörlere bağlı olarak pnömotoraks gelişe bilmektedir.

Kazanılmış Pnömotoraks:

Travmatik Pnömotoraks:

Travmatik pnömotoraks göğüs kafesinin maruz kaldığı travmatik sebepler doğrultusunda plevra boşluğunun hava ile dolması durumudur. Genellikle silahlı veya kesici aletli yaralanmalarda sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. 

İyatrojenik Pnömotoraks:

İyatrojenik Pnömotoraks herhangi bir hastalık noktasında girişimsel olarak yapılan tedavi veya testler sonucu plevral zarın zarar görmesi sonucu oluşan durumdur. Her ne kadar iyatrojenik pnömotoraks deneyimle ilişkili olsa da her işlem esnasında deneyimli ellerde bile risk söz konusu ola bilir. Bu göz önünde bulundurulduğunda en sık iyatrojenik pnömotoraks risklerinin olduğu ince iğne biyopsileri olmakla birlikte, santral kateterizasyon, torasentez, bronkoskobik biyopsiler, plevra biyopsisi, interkostal, sempatik ve supraklavikular sinir blokajları nedeniyle de gözlenebilir.

Gerilim (Baro Travma) Pnömotoraks:

Baro travma genelde mekanik ventilasyon esnasında akciğerlere önceden belirlenmiş olan miktarda hava verilirken bir kısım atelektaziye uğramış akciğere bu havanın ulaşamayıp, kalan kısımların aşırı gerilmesi ile gelişir. Bu tip hastalarda tansiyon pnömotoraks gelişmesi daha olasıdır.

Pnömotoraks Klinik Belirtileri:

Pnömotoraks ani başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleri ile kendini gösterir. Hastalar genellikle ağrıyı hareketli bıçak saplanır tarzda hissettiklerini belirtmektedir. Ağrının şiddeti plevral aralıktaki hava miktarına göre doğru orantı gösterir. Ağrı ilk yirmi dört saat diliminde azalır.  Eğer tansiyon pnömotoraks durumu varsa hastada taşikardi, hipotansiyon, terleme, mediastinal şifte bağlı solukluk saptana bilir. Çoğu hastada plevral yırtık kapanıp tansiyon pnömotoraks önlenmiş olur.

Pnömotoraks tanısı:

Fizik muayene bulguları genellikle plevral aralıktaki hava miktarına, başka bir deyişle büzüşen, çöken akciğer miktarına bağlı olarak değişir. Bu durumda akciğer oskültasyonun da tek taraflı veya çift taraflı solunum seslerinin alınamaması, palpasyonda göğüs kafesi vibrasyonunun azalması, perküsyonda hipersonorite duyumları alınması beklenir. Plevral aralıktaki hava miktarı azlığında fiziksel muayene bulguları görülemeye bilir. Bu yüzden akciğer röntgen grafisi pnömotoraks tanısında önemli bir rol oynamaktadır.

Tansiyon pnömotoraks varlığında akciğer grafisinde akciğer dokusunun hiler bölgede toplanması, diyaframın aşağı doğru yer değiştirmesi, interkostal aralıkların açılması, mediastinal yapıların karşı tarafa yön değiştirmesi ve hemitoraksın genişlemiş olduğu gözlenir. Toraks tomografisi pnömotoraks tanısında mükemmel sonuç verir ancak çoğu zaman direk grafiler yeterli olmaktadır. Tanının şüpheli olduğu durumlar da ve ayrıca ayırıcı tanıda dev bül varlığını ortaya koymada cerrahi girişimler yararlı bilgiler sağlar.

Pnömotorakslı hastaya yaklaşım:

Pnömotorakslı hastalarda tedavideki amaç plevral boşluktaki havayı tahliye ederek akciğerin solunuma iştirakini (ekspansiyonunu ) sağlamak ve sonrasında nüksü önlemektir. Plevral alandaki havayı tahliye etmek için torakostomi adı verilen su altı direnaj sistemi kullanılmaktadır.

Sağlıklı kişilerde küçük pnömotorakslar gözlemlenebilir. Bu hastalara oksijen verilmesi, intratorakal havanın rezorpsiyonuna bağlı pnömotoraksın gerilemesine yardımcı olmaktadır. Yine küçük pnömotorakslarda kollabsın daha ilerlemeyeceğinin düşünüldüğü durumlarda havanın basit aspirasyon ile tahliyesi seçilecek diğer bir tedavi yöntemidir.

KAYNAKLAR

  1. Pnömotoraks Sezai Çubuk, Orhan Yücel
  2. Willard A. Fry, Kerry Paape. Pneumothorax. ln: Thomas W. Shields, Joseph LoCicero, Ronald B. Ponn, Valerie W. Rusch, editors. General thoracic surgery, sixth edition p.794-805
  3. Işıtmangil T, Balkanlı K. Pnömotoraks ve Cerrahi Tedavisi. Yuksel M, Kalaycı G, editörler. Göğüs Cerrahisi, 1. Basım. İstanbul: Bilmedya Grup; 2001 sayfa 411-45
  4. Aslı Gül Akgül, Pnömotoraks. J. Clin. Anal. Med.
  • 1
  •  
  •  
  •  
  • 1
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    3
    Shares

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir